Yükleniyor
Dil ve konuşma terapisti tarafından kapsamlı bir değerlendirmeden sonra en iyi terapi yaklaşımına karar verilebilir. Kekemeliği olan çocukların ve yetişkinlerin akıcılığı kontrol edebilmeleri için birkaç farklı yaklaşım mevcuttur. Farklı bireysel sorunlar ve ihtiyaçlar nedeniyle, bir kişi için yararlı olan bir yöntem veya yöntemlerin kombinasyonu bir başkası için o kadar etkili olmayabilir.
Bireyin hayatını, sosyal ilişkilerini, akademik başarısını, bireyler arası iletişimini etkileyen bir konuşma bozukluğudur. Hepimiz erken dönemde ve/veya zaman zaman akıcısızlık anları (normal akıcısızlık) yaşarız. Erken dönemde karşılaşılabilecek olan bu problemle her dört çocuktan üçü kendi kendine başa çıkabilir. Nedeni henüz net olarak bilinmemekle birlikte birçok teoriden bahsedilmektedir. Sebep ne olursa olsun elimizde bireyin hayat akışını etkileyen bir durum söz konusu olduğunda müdahale kaçınılmazdır. Bu noktada gerek kekemeliğin gerek hızlı bozuk konuşmanın birey ihtiyaç duyduğu takdirde müdahale edilebilir kontrol altına alınabilir bir durum olduğu unutulmamalıdır. Erken dönemde yapılan müdahale bireyin akademik, psiko-sosyal, sosyal gelişiminde herhangi olumsuz bir deneyimle karşılaşmaması veya yaşanabilecek/karşılaşılabilecek olumsuz deneyimlere hazırlık için önemli bir dönemdir. Fakat müdahale her ne zaman olursa olsun bireyin dünyasında pozitif yönde bir değişim sağlayacaktır. Kişinin yaşanılan durum üzerindeki farkındalığı ve süreç üzerindeki kontrolü arttıkça akışa daha kolay dahil olabilecektir.
Sorumuzun cevabı “Hayır, kekemeliğin tedavisi yok ancak terapisi vardır.” Bir dil ve konuşma terapistinden aldığınız terapi ile süreci daha sağlıklı yönetebilirsiniz.
Çocuklarda ve Yetişkinlerde Kekemelik Belirtileri;
Uzman terapist tarafından uygulanan gelişmiş ve modern terapi yöntemleri ile kekemelik kontrol altına alınır ve kısa süre de akıcı konuşma sağlanır. Kekemelik problemi için size en yakın kliniğimizden tanı ve değerlendirme için bilgi alın.
Bir akıcılık bozukluğu, konuşmanın akışı, ritmi ve hızı ile ilgili sorunlara neden olur. Kekelediğinizde, konuşmanız yarıda kesilebilir veya engellenebilir, sanki bir ses söylemeye çalışıyorsunuz ama ses çıkmıyor olabilir. Bir kelimenin bir kısmını veya tamamını söylerken tekrarlayabilirsiniz. Heceleri uzatabilirsiniz. Ya da nefes nefese konuşabilir veya konuşmaya çalışırken gergin görünebilirsiniz. Hızlı-bozuk konuşmanız varsa genellikle hızlı konuşur ve bazı kelimeleri birleştirir veya heceleri silebilirsiniz. Kulağa gevezelik ediyor veya mırıldanıyormuş gibi gelebilirsiniz. Ve konuşmayı durdurabilir ve konuşmaya başlayabilir ve konuşurken sık sık “ıııı” veya “şey” diyebilirsiniz. Dinleyici tarafından “Ne söyledin anlamadım bir daha tekrar eder misin?” sorusunu sıklıkla duyabilirsiniz.
Bazı insanlarda hem kekemelik hem de hızlı bozuk konuşma görülebilir. Ayrıca “ikincil” davranışlar olarak bilinen davranışlara da sahip olabilirler. Bu yöntemler, akıcısızlıkları önlemek veya gizlemek etmek için kullanılır. Bu davranışlar şunları içerebilir:
Akıcılık bozukluğu olan çocuklar da daha sonra onları engelleyebilecek inançlar geliştirebilirler. Örneğin, kekeleyen bir çocuk doğası gereği konuşmanın zor olduğuna karar verebilir. Konuşmayı içeren korku, endişe, öfke ve utanç da yaygındır.
Hızlı ve bozuk konuşma (HBK) (cluttering), konuşmanın aşırı hızlı, düzensiz, ya da duraksamalı bir yapıda olmasıyla karakterize edilir. Genellikle dil planlama bozuklukları, artikülasyon hataları ve konuşma sırasında kelimelerin eksik söylenmesi gibi problemlerle ilişkilidir. Bu bozukluk, diğer iletişim sorunları, özellikle kekemelik ile birlikte de görülebilir.
Tedavi sürecinde konuşma hızının kontrol altına alınması, duraklama noktalarının öğretilmesi ve kişinin konuşmasını farkındalıkla gözlemlemesi hedeflenir. Terapide kullanılan stratejiler arasında yavaş konuşma teknikleri, heceleri ve vurguları belirginleştirme çalışmaları ve konuşma içeriğinin önceden planlanması bulunur. Ayrıca kişinin motivasyonunun yüksek olması, terapinin başarısını artıran kritik bir faktördür. Hızlı bozuk konuşmanın terapisinde bireye özel yöntemlerin uygulanması, konuşma anlaşılırlığını ve sosyal etkileşimlerini önemli ölçüde iyileştirebilir.
Kekemeliğe ilişkin pek çok kuram ve yaklaşım bulunmaktadır. Konu ile ilgili çok sayıda araştırma bulunmasına karşın kekemeliğin oluşum nedenleri henüz kesin bir biçimde bilinmemektedir. Kekemeliğin genetik yatkınlık ile birlikte çevresel, nörolojik, fizyolojik ve öğrenilmiş davranışlar gibi etmenleri içerdiği ve çok bileşenli bir etiyolojisi olduğu yaygın olarak kabul gören bir görüştür (Ambrose, 2004; Onslow, 2004).
Günümüzde, kekemeliğin bir travma ya da korku sonucu tamamen psikolojik kökenli olarak ortaya çıktığına yönelik görüş kabul görmemektedir. Bu yaklaşımlar, kekeleyen bireylerin ortalamadan daha farklı psikolojik bir görünüm sergilemedikleri sonucuna varılarak reddedilmiştir. Ayrıca araştırmalar, kekemeliğin ortaya çıkmasında anne-babanın doğrudan bir etkisi olmadığı ve çocukların çevrelerinde kekeleyen bir bireyi taklit ederek kekeme olmadıklarını da göstermektedir.
Çocukluk döneminde kekemeliğin ortaya çıkma sıklığı %5’tir. Kekemeliği olan çocukların çoğunda kekemelik yaklaşık 2,5 yaşında başlamaktadır (Mansson, 2007; Yairi & Ambrose, 2005; Yaruss, LaSalle, & Conture, 1998). Yetişkin döneminde kekemelik sıklığı ise %1’dir. Kekemeliğin cinsiyete göre oranı genel olarak kızların lehine olmak üzere 3:1 olarak gözükmektedir (Guitar,2006).
Kekemelik bireyin iletişim yeterliliğini sınırlandırarak yaşam kalitesini düşürebilir. Akademik sorunlar yaşamasına, akran ilişkilerinde güçlük yaşamasına, özgüveninde yetersizliğe neden olabilmektedir. Kekemelik nedeniyle hem bozukluğu yaşayan birey hem de ailesi etkilenmektedir. Kekemeliğin şiddeti, kekemeliğin kişinin yaşantısına etkisi de bireyden bireye farklılık gösterebilir.
Dikkat!
Terapi sürecinin planlanması tamamıyla kişinin istek ve ihtiyaçlarına göre bireysel olarak oluşturulmaktadır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli ayrıntı müdahaleyi planlayan kişinin bir dil ve konuşma terapisti olmasıdır.
Dil ve konuşma terapisi; konuşma gecikmesi, artikülasyon sorunları, kekemelik, ses bozuklukları, dil gelişiminde gerilik, yutma güçlüğü ve nörolojik nedenlere bağlı iletişim problemleri gibi birçok durumda destek sağlar. Değerlendirme sonrasında kişiye özel bir terapi planı oluşturulur.
İlk görüşmede bireyin yaşına, ihtiyaçlarına ve yaşadığı zorluklara göre detaylı bir değerlendirme yapılır. Gerekli görülen durumlarda aileden veya danışandan alınan bilgiler doğrultusunda terapi hedefleri belirlenir ve uygun terapi süreci planlanır.
Terapi süresi; danışanın yaşına, ihtiyaç alanına, mevcut durumuna ve terapiye düzenli katılımına göre değişiklik gösterebilir. Her bireyin süreci farklı olduğu için net süre bilgisi değerlendirme sonrasında daha sağlıklı şekilde paylaşılır.